İnsan, insanlık tarihinin her evresinde seyahat etmiştir. Duymuşsunuzdur; seyahat etmek insana sağlık
ve huzur verir. Onun için seyahatte sıhhat vardır demiş atalarımız.
Ben de Evliya
Çelebi’yi örnek aldım hep dünyayı köşe bucak gezmeye niyet ettiğimde…
Malumunuz millet olarak pek gezme kültürümüz yok. Bizde emekli olunca bir ev,
bir arsa daha alma derdine düşerler çocukları mağdur olmasın diye. Oysa Avrupa ve Uzakdoğu ülkelerinin insanları emekli paralarını alır almaz dünya turuna çıkar. Özenilesi bir yaşam tarzı benim içinde...
Benim Seyirnamemi Aktüel Dergisi okurlarından sonra sizlerle de paylaşmak istedim. Umarım
keyifle okursunuz.
İlk Durağım Amerika
Her
gidenin maceralarını anlata anlata bitiremediği; henüz gitmeyenlerin ise her
daim planları arasında olan ülke. Lakin benim planımda yoktu. Work and Travel programını duyana ve babamın
kahvaltı masasında "e git o zaman" diyene kadar...
Her
ay gezip gördüğüm başka bir ülkeyi anlatacağım bu yazı dizisinin ilkinde
anılarımdan da bir parça feyz alarak size Amerika’ya yolunuz düşerse neler
yapmanız gerektiğini anlatacağım.
İlk Zamanlar
Yarım
yamalak bir İngilizce ile çıktım yola. Amerika şartlarına göre bu yarım
yamalağın karşılığı koca bir hiç oluyor. Bu dil eksikliği de gün be gün daha
çok sorun haline gelmeye başladı. Yani neymiş, tarzanca bir İngilizce ile oraya
gitmeye kalkmayın, he milliyetçi damarınız tutar "bana ne onlar Türkçe
öğrensin" derseniz ilk hatayı sizde benim gibi yapmış olursunuz ve her gün
elinizde sözlükle cümle kurmaya kalkarsınız -tabi bu da çok zor-. Konuşma kılavuzunu
hiç söylemiyorum bile, 5 cümle işinize yarıyorsa gerisi boş. He bir de çok
bilenler var. Onlara da söyleyecek bir sözüm var elbet; bizim Amerikalılar da İngilizceyi
dört dörtlük konuşmuyor. Çok da yormayalım kendimizi yani. Tavsiyem, onlara
ayak uydurun. Az bir gramer bilgisi, çok
kelime bilgisiyle İngilizcenin altından kalkabilirsiniz. Size inanıyorum. Benim
yaptığım hatayı yapıp olur olmadık yerde Türkçe konuşmayın. Hele de bir erkeğe
"ne yakışıklı be' demeyin. Cevap alabilirsiniz :)
Otelde Temizlikçiydim
Evet
evet yanlış okumadınız. Amerika'ya gitmek için kendi evimde bile yapmadığım
şeyi yaptım ve cam sildim. Ayrı bir nanoteknoloji yokmuş meğer bu çok gelişmiş
ülkede. Massachusetts eyaletinin Cape Cod yarımadasında temizlikçi olmak elimde
süpürge ve bez gerçeğini değiştirmedi yani :)
Şimdi
size eğer oraya çalışmak için giderseniz neler olacağından biraz bahsedeyim.
Hak ettiğiniz parayı alamayacaksınız çünkü yurtdışından istihdam edilen
isçilersiniz. Yani Amerikan vatandaşı saatte 15 dolar kazanırken sizler 7 dolar
kazanacaksınız. Türkiye şartlarına göre iyi olduğundan çok rahatsız etmiyor bu
ciddi fark. Ek iş de yapma şansınız yüksek çünkü çalışma saatleri fazla değil.
Mesela gündüz otelde temizlikçi akşam bir pizzacıda bulaşıkçı gece de otelin
havuzunu temizlerseniz birazcık paranız olur işte.
Şimdi Gezmek Zamanı
Dediniz
ki çok çalıştım paramı kazandım. Şimdi gezmek zamanı…
Yapmanız
gereken ilk şey New York’taki Chinatown'u bulmak olsun. Her sektörde olduğu
gibi Çinliler bu işe de el atmış. Piyasanın çok altında Amerika turlarıyla
başlıca gezmek istediğiniz yerlere gidebilirsiniz. Şahsen ben sadece 100 dolara
Washington DC, Philadelphia, Niagara
Falls’a gittim, Hilton ve Holiday İnn'de konakladım. Her şey imkânsız
olamayacak kadar güzel derken beklenen vurgunu yedik. Birinci gün Çin
yemekleri, ikinci gün de, üçüncü de derken 3 gün boyunca yemediğim absürt yemek
kalmadı. Yılan eti ve pekmezli tavuk dahil. O tatları unutmak istiyorum desem
yeridir.
Yemek
demişken çok hassas olduğumuz, yememek için köşe bucak kaçtığımız domuz etine
değinmeden olmaz. Her canlı nasıl bir gün ölümü tadacaksa birçok gezgin Müslüman
da bu haramı yanlışlıkla yiyecek. Kaçınılmaz. Dikkatli olmakta fayda var. Kötü
niyetli insan da çok malum.
Peki, nereleri gezelim Dilan diye sorarsanız size ilk
cevabım Niagara Şelalesi olur. En kral ateistin bile bu dünya harikasını görür görmez kuracağı ilk
cümle 'evet Allah var'dır. Bakmaya doyamadım desem yeridir. Size önerim yolunuz
bu şelaleye düşerse kalın giyinin ve ıslanmaya hazır olun.
İmkânınız
olursa da bir kaç saatinizi bir köşede oturup suyun sesini dinleyin. Tam bir
terapi.
İkici
yer ise tabi ki New York, ilk durağınızsa Times Meydanı olsun. İlk adımı attığınız an
bir harita bulun. Yoksa 5 saniye içinde nerede olduğunuzu unutabilirsiniz.
Eğer
New York'a gittiyseniz eminim Türk restaurantı bulmak isteyeceksinizdir.
Yapmayın :) Ne aradığınız lezzeti ne de buradaki fiyatları bulabilirsiniz.
Yemek konusunda genel bir tavsiyem var size, dinleyin ve uygulayın. Hangi
ülkeye giderseniz oranın yemeklerini yiyin. Farklılıklar zenginlik kazandırır.
Önereceğim
bir başka yer ise Boston şehri ilk durak ise Harvard Üniversitesi. Adeta
podyum, sanki kampüs mankenlik ajansı, öğrenciler de manken. Velhasıl geze geze rahmetli Harvard amcamızın
büstünü rastladık. Her yeri kahverengi bir ayağı bakır neden ki acep derken öğrendik
o çok medeni dediğimiz Amerikalıların da batıl inançları olduğunu, meğer bizim
Amerikalılar zeki olmaları için ellerini rahmetlinin büstünün ayaklarına sürüp
başlarına sürüyorlarmış.
Sizlere
bu kulvardaki son önerim ise sokak festivallerini sakın kaçırmayın. Hemen
insanların arasına karışın ve eğlencenin tadını çıkarın.
Ve
Amerika'ya gitmeye hazırlananların en çok duyduğu cümleler;
"-Bana
gelince parfüm al.
-Victoria
Secret'a uğra.
-iPhone
al son çıkanından olsun.
-Bir
Converse alsana be çöpçüler giyiniyormuş orda biliyor musun?" gibi
konuşmalar…
İşte
benim önerim;
Hediye Almayın
Tabi
bu bence. Çünkü neredeyse herşey Türkiye'ye göre pahalı. Belki ufak anahtarlıklar buzdolabı süsleri
alabilirsiniz. Dilan ne cimrisin de demeyin. Elektronik aletlerin orada çok ucuz
olduğu koca bir yalan. Şehir efsanelerini bırakıp biraz gerçeklerden konuşalım.
Mesela 100 200 lira fark için İngilizceden başka bir dilde çalışmayan
bilgisayarı neden alalım ki... Ben aldım çok mutsuzum :)
iPhone
mevzusuna gelirsek lock ve unlock konusunu bir araştırmanızı tavsiye ederim.
Sözün Özü
Benim
param ve kısıtlı vaktim bu kadar gezmeye yetti, umarım siz okuyucularımız daha
çok yer gezer, #seyirname tagi ile de bizlerle paylaşırsınız. Bir sonraki
yazımda sizleri Balkan ülkelerinden son dönemlerde en çok Türk turist alan ve
vizesiz de gidebileceğiniz bir ülkeye, Sırbistan'a götüreceğim. O zamana kadar
takipte kalın :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder